- Şehir
- Ankara
- Favori Kamış
- Shimano Alivio BX 240
- Favori Makina
- Shimano Nexave 2500FB, Okuma Octana OT-30
- En iyi avı
- gümüş balığı, 4 cm
- İsim
- Baybora TUĞRUL
Av Tarihi : 04/04/2012
Avlak : Elbette Anadoluda Bir Yer.
Hava Durumu : 20 Derece, rüzgarsız.
Kamış: Shimano Alivio 2,40
Makine: Okuma Octana OT30
Misina: Spro Tec Alabalık, 0,26mm
Sahte: Bunu söylemesem? sakındığımdan değil, isteyene özelden söyleyim, sahte reklamını sevmiyorum artık..
Bütün kışı malzeme tedariği, hayaller, umutlarla geçirdikten sonra, sabırsızlıkla sezonun gelmesini bekledim..
İş yoğunluğu, 1 Nisanda açılışa gitmemi engellemişti, iyice hasretlendim..
Bu haftasonunda yine yoğun iş temposu biraz daha ertelemeye neden olacaktı ki, artık dayanamadım ve çarşamba günü için değerli dostum Kadir (06tk06) ile sözleştik. İşyerinden bir günlük ücretsiz izin aldım, hazırlıklara başladık.
Çarşamba sabahı saat 06:00 itibariyle Kadir, Basri abi ve Şenolla yola koyulduk. Yol boyunca sohbetimizde avlağın buzunun eriyip erimediğini , su yüksekliğini, ot ve sazlık durumunu endişeyle tartıştıkki, avlağa geldiğimizde baharın muhteşem güzelliği karşıladı bizi. Korkularımız sona erdi, Kaplumbağalar, kıyıdan havalanan ördekler, karabataklar, Önümüzden kaçışan minik kertenkeleler, yeni yeşeren otlar, tertemiz mis gibi oksijen, rüzgarsız ve 20 derecelik bir hava.. İşte özlediğimiz, hasretini çektiğimiz avımıza nihayet kavuşmuştuk..
Sabah 07:45 itibariyle Kadir botunu şişirdi, motoru getirmemişti, kürekle idare edecektik, ikimiz çıktık bota, misafirlerimiz kıyıdan avlanmayı seçtiler, atçek başladı.
öğlen saatlerine kadar umudumuzu yitirmeden atçek yapsak da, birkaç takip dışında balık alamadık, ama aslında orada olmak bizim için yeterliydi. Öğlen yemeği için botumuzu kıyıya alıp tavuklarımızı yedik, hoş sohbetin ardından yeni aldığım göğüs çizmemle suya girip kıyıdan çalışmaya başladım. Saat 16:00 olduğunda güneş bir taraftan, balıksızlık bir taraftan artık canımıza yetmeye başladı, enteresandır kıyıda turnalar,kum balığı yavrularının sürülerine sorti yapıyor, öyle ki bu sortilerden birisi sırtımdan bir karış geride gerçekleşiyor, balıkların bizimle dalga geçişi iyice sinir bozmaya başlıyordu..
Kıyıdan 2 - 3 metre açıktan, enlemesine, yine kıyıdan 4 - 5 metre açığa, 30 metre mesafeye bir atış yaptım, sahtenin suya deymesiyle kalamadan cırr cırr misinanın boşalması bir oldu. Mücadele, tam 5 dakika boyunca karşılıklı yol vermelerle devam etti. Alnımdan akan soğuk terler, suyun içinde boşalan dizlerim, yayık gibi çarpan kalbim.. Balık büyük, hırçın, geziniyor sağa sola, durulmayada niyeti yok. Misinam aklıma geldi, korku başladı, devamlı ince kalama ayarlarıyla devam ettim, sonunda sakinleşti, Şenol sağolsun kepçeyi getirdi, ama kepçelemeye karışmam, kaçar maçar vebalini kaldıramam dedi. O da haklı tabi, kaçırsa duramazki dilimden
Kepçe bot tipi, sapı kısa, bir elimde kepçe bir elimde kamış, eğilerek iki hamlede kepçeleyerek balığı almayı başardım.
Sahte ortada yok, tamamen yutmuş, kafası bir karış geliyor, Kadiri aradım, kardeş koş aldım trofeyi diye, Kadir gelene kadar da Şenolla sevinç çığlıklarımız devam etti..
Bu balıktan sonra bütün ekibin iştahı kabardı, atışlar hızlandı, her taraf tarandı, ama saat 19:00 a kadar başka balık gelmeyince biriken çöplerimizi de kontrollü olarak yakarak eve dönüşe geçtik.
Evde balığı ölçtüğümde boyu 80 cm geldi. Avlakta el tartısıyla kilosunu tarttığımızda 3.120 gr gelse de, bir yandan tartıya güvenemediğimden, bir taraftan gönlümde balığın 20 kg kadar gelmesinden net kilo veremeyeceğim hihi
Bu avı gerçekleştirmemizi sağlan Kadir'e, hepinizin huzurunda saygı,sevgi ve selamlarımı gönderiyorum..



Turnaların Efendisi, Üstad Kadir..

Avlak : Elbette Anadoluda Bir Yer.
Hava Durumu : 20 Derece, rüzgarsız.
Kamış: Shimano Alivio 2,40
Makine: Okuma Octana OT30
Misina: Spro Tec Alabalık, 0,26mm
Sahte: Bunu söylemesem? sakındığımdan değil, isteyene özelden söyleyim, sahte reklamını sevmiyorum artık..
Bütün kışı malzeme tedariği, hayaller, umutlarla geçirdikten sonra, sabırsızlıkla sezonun gelmesini bekledim..
İş yoğunluğu, 1 Nisanda açılışa gitmemi engellemişti, iyice hasretlendim..
Bu haftasonunda yine yoğun iş temposu biraz daha ertelemeye neden olacaktı ki, artık dayanamadım ve çarşamba günü için değerli dostum Kadir (06tk06) ile sözleştik. İşyerinden bir günlük ücretsiz izin aldım, hazırlıklara başladık.
Çarşamba sabahı saat 06:00 itibariyle Kadir, Basri abi ve Şenolla yola koyulduk. Yol boyunca sohbetimizde avlağın buzunun eriyip erimediğini , su yüksekliğini, ot ve sazlık durumunu endişeyle tartıştıkki, avlağa geldiğimizde baharın muhteşem güzelliği karşıladı bizi. Korkularımız sona erdi, Kaplumbağalar, kıyıdan havalanan ördekler, karabataklar, Önümüzden kaçışan minik kertenkeleler, yeni yeşeren otlar, tertemiz mis gibi oksijen, rüzgarsız ve 20 derecelik bir hava.. İşte özlediğimiz, hasretini çektiğimiz avımıza nihayet kavuşmuştuk..
Sabah 07:45 itibariyle Kadir botunu şişirdi, motoru getirmemişti, kürekle idare edecektik, ikimiz çıktık bota, misafirlerimiz kıyıdan avlanmayı seçtiler, atçek başladı.
öğlen saatlerine kadar umudumuzu yitirmeden atçek yapsak da, birkaç takip dışında balık alamadık, ama aslında orada olmak bizim için yeterliydi. Öğlen yemeği için botumuzu kıyıya alıp tavuklarımızı yedik, hoş sohbetin ardından yeni aldığım göğüs çizmemle suya girip kıyıdan çalışmaya başladım. Saat 16:00 olduğunda güneş bir taraftan, balıksızlık bir taraftan artık canımıza yetmeye başladı, enteresandır kıyıda turnalar,kum balığı yavrularının sürülerine sorti yapıyor, öyle ki bu sortilerden birisi sırtımdan bir karış geride gerçekleşiyor, balıkların bizimle dalga geçişi iyice sinir bozmaya başlıyordu..
Kıyıdan 2 - 3 metre açıktan, enlemesine, yine kıyıdan 4 - 5 metre açığa, 30 metre mesafeye bir atış yaptım, sahtenin suya deymesiyle kalamadan cırr cırr misinanın boşalması bir oldu. Mücadele, tam 5 dakika boyunca karşılıklı yol vermelerle devam etti. Alnımdan akan soğuk terler, suyun içinde boşalan dizlerim, yayık gibi çarpan kalbim.. Balık büyük, hırçın, geziniyor sağa sola, durulmayada niyeti yok. Misinam aklıma geldi, korku başladı, devamlı ince kalama ayarlarıyla devam ettim, sonunda sakinleşti, Şenol sağolsun kepçeyi getirdi, ama kepçelemeye karışmam, kaçar maçar vebalini kaldıramam dedi. O da haklı tabi, kaçırsa duramazki dilimden
Kepçe bot tipi, sapı kısa, bir elimde kepçe bir elimde kamış, eğilerek iki hamlede kepçeleyerek balığı almayı başardım.
Sahte ortada yok, tamamen yutmuş, kafası bir karış geliyor, Kadiri aradım, kardeş koş aldım trofeyi diye, Kadir gelene kadar da Şenolla sevinç çığlıklarımız devam etti..
Bu balıktan sonra bütün ekibin iştahı kabardı, atışlar hızlandı, her taraf tarandı, ama saat 19:00 a kadar başka balık gelmeyince biriken çöplerimizi de kontrollü olarak yakarak eve dönüşe geçtik.
Evde balığı ölçtüğümde boyu 80 cm geldi. Avlakta el tartısıyla kilosunu tarttığımızda 3.120 gr gelse de, bir yandan tartıya güvenemediğimden, bir taraftan gönlümde balığın 20 kg kadar gelmesinden net kilo veremeyeceğim hihi
Bu avı gerçekleştirmemizi sağlan Kadir'e, hepinizin huzurunda saygı,sevgi ve selamlarımı gönderiyorum..



Turnaların Efendisi, Üstad Kadir..
