Hatay Dörtyol İzbir Avı
Tarih: 07.07.2012
Saat: 04.30-05.45
Yer : Dörtyol Balıkçı Barınağı Atakaş (MMK)'a Bakan Dış Kısmı
Hava: Rüzgarsız, boğucu
Dalga: Sıfıra yakın, çarşaf gibi
Sahte: Daiwa Saltiga Minnow Floating 12 cm Renk Kodu: Hirame Chart
Misina: Powerline Extreme 0.25 mm
Leader: 0,35 SUPER DP XTREME FC
Kamış: Okuma Alumina 2.10
Akşam kayınbabanın sahil sitesine geldik. Kayınvalidemin ısrarlarına dayanamayıp, elinizin artığı, dışı salçalanmış haşlı kavruk şenpiliç butlarını fazla kaçırmış idim. Saati 04.15'e kurup, saat 23.00 gibi uyudum. Bizim oğlan 02.58'de uyandı ve baba bibiş dedi. Götürdüm. Tekrar yattım fakat, uyku tutmadı.
Saat üçü önce çeyredi, sonra da buçudu. Saat 03.40 gibi artık kararımı vermiş, hafif karanlıkta kaprimi aramaya başlamıştım. Hava bir sabaha karşı için fazla sıcaktı. Şimdiden dörtyol balıkçı barınağına gideyim günü serin karşılayayım diye düşündüm. Hem sabah ev halkı damatsız elini yüzünü daha bi rahat yıkardı. Hem bütün gece horladıysam ise onlara bir nevi teneffüs vermiş olacaktım
Saat 04.00'te barınağa vardım. Fakat baktım ki, oltanın ucunda hiçbir sonuç alamadığım, iskenderun körfezinde de hiçbir avcının hiçbirşey tutamadığı river2sea rover 98 G15R takılı... Onu çıkarıp daiwa saltiga minnow floating 12 cm hirame chart renk kodlu sahteyi bağlamak, sazlıkların orada karanlıkta, çakıl taşı önceden tedarik edilmiş küçük aptes filan derken benim alarm çaldı. Tam da düğümün en hassas yerinde alarmın çalışı çok gıcığıma gitti. Neyse. 04.30 gibi avlağa ulaştım. Bu nokta, daha önce 5 turna aldığım nokta. Yine turna ümidiyle topumu yeşil saha ile buluşturdum.
Atçeğim faydasızdı. On, onbeş, yirmi... Hiçbirşey vurmamıştı. Biliyordum. Meram seyahatte turna olsaydı ilk atışımda vururdu. Bundan çok eminim. Yirmi beş otuz atışta turna vurmuyorsa, kitle git... Fakat sağlıklı düşünüp, öyle yapmadım. Çünkü ilk kez bu kadar erken gelmiştim. Bu zaman dilimini ilk kez tecrübe ediyordum. Belki de balıklar yeni teşrif eder, kendime ve turnalara biraz daha şans vereyim diye düşündüm. Hem belki Allah'ın vereceği tutar, lüfer, levrek, palamut, çıplak, ne bileyim birşeyler gelebilirdi oltama.
Şu bir gerçek ki, dörtyol için konuşuyorum, turna, sabah namazı tutuluyor. Gün ışır ışımaz artık vurmayı kesiyor. Bundan çok eminim çünkü defalarca denedim. Takip oluyor en fazla. O da limit altı. Kıyıya kadar gelir fakat atlamaz. Anla ki turna bitti. Tabi yaz mevsimi için konuşuyorum. Kışın turnanın saati yok. Aralık mıydı ocak mıydı, saat sabah 09-11 arasında turna tuttum. Turgay Karaaslan ise öğlen güneş tam tepedeyken egede tutmuş ve yayınlamış malumunuz.
Dedim biraz daha atış yapayım, olmadı her zamanki gibi eve boş dönerim.
(Haa, serinlemeye gitmiştim ya kayalığa, ne serinlemesi. Öyle sakil / sıklet bir hava vardı ki. deli oldum. Artı, kayalar da sıcaktı. üzerine uzanıcan aslında sıcacık kayaların, geceyi üstünde geçiricen, ayrı.)
Saat 04.50'de, atçeklerimden birinin sona ermesine 2 ya da 3 saniye kala, bir balık vurdu sahteye ki öf. Kayaya mı takıldı dedim ? yoh. İşte turnalar geldi diye düşündüm. Herhalde takip etti, kıyıya bir kala vurdu ben de aldım. İnşallah tebliğe uygundur diye dualanırken o da ne. Bu balık oltayı dibe çöktürdü. Ben de zıddını yaptım. Yerçekimini kullandı. Ben de okuma çekimini. İnsanoğlu galip gelirken, kayaya yattı balık ki, çok sevindim bu bir levrek diye. İlk levreğim olacaktı.
Fakat o da ne, karanlıkta levrek gibi fakat özel harekatçı kıyafetli olanıydı. Hava hafif aydınlık fakat ne de olsa geceydi. Yani 30-40 metre ileri sahtemi savurunca suya düştüğünde hani plop! su çemberi olur ya hani, işte o, karanlıktan seçilmiyordu öyle söyleyeyim. Levrek tuttum farz edip kendimi avuttum. Hem levrekten ne farkı vardı ki.
arabada bi dolu poşet vardı, yanıma almadım. Tedarikli gidersem balık tutamıyorum ben. O gün adanadan her nevi balığın katili, forum üyesi, yeşil çantalı Orhan abiye de, yanındaki iki ustaya da anlattım. Beni doğruladılar. Dedim ki abi, "Mesela dedim, bir padişahın huzuruna, sadaka altın istemeye çıkacaksın. Keseni de yanında götürürsen, padişah, vereceği varsa da vermez dedim. Herif kesesini bile yanında getirmiş
Vermiyom ulan! Onun için, ne zaman yanımda poşet file şu bu götürmezsem, olta ve ben şeklinde gidersem boş çevirmez beni sultanlar sultanı da, O aklıma geldi. Öyle yaptım orhan abi. o gördüğün poşet de zaten, sahte poşetiydi. Balığı kavramakta kullandım salya sümük olmasın elim diye 
http://www.youtube.com/watch?v=oh01m_KNiIw
Saat 05.50 ye kadar atçek yaptım ama tık olmadı. Eve döneyim balığı vereyim ondan sonra mertin atakaş dibi'ne gideyim dedim. orada altı yedi arası balık olursa olur diye düşündüm, çünkü şanslı günümdeydim. 06.02'de eve döndüm, balkonda balığı ve müjdeyi verebileceğim uyanık kişi yoktu. Balığı teknosa poşeti içerisinde ön koltuğun paspasına oturtup altında dünkü gazete ve 1,5 lt'lik su şişesi ile rampalanmış, suyu akmasın diye, aksa bile okunmamış kalın hürriyetin üstüne akar
Her zamanki gibi beni şaşırtmadı kıyı. bi k tutamadım. 7 gibi eve döndüm.





Ha bu arada, salı sabahı 05.30-08.30 yeniyurttan bizim enişteyle botla açılalım dedik. 6-8 kulaçta tavuk göğsü karides ile 2 kiloya yakın kılkuyruk mercan tuttuk. Küçüklü büyüklüydü tuttuklarımız. Elimizin pası silindi. Fakat enişte balığın kırmızılığına ve karnına dikkatleri çekti. Ben de karnı şiş balıklara karşı uyuzum artı akvaryum japon balıklarını yeme fikri her zaman midemi kaldırmıştır. Gölde israil çuprası var mesela, ona da uyuzum. Bu da onun deniz versiyonu mu acep ? enişte balığı japon balığına benzetti. Yiyen var mı, bu hayvanın eti lezzetli mi acaba ? Kılçığı çok mu ? Balığı birine verdik, verdiğim kişiye de ee, balık nasıldı yediniz mi diye sorma imkanım yok da...
Tarih: 07.07.2012
Saat: 04.30-05.45
Yer : Dörtyol Balıkçı Barınağı Atakaş (MMK)'a Bakan Dış Kısmı
Hava: Rüzgarsız, boğucu
Dalga: Sıfıra yakın, çarşaf gibi
Sahte: Daiwa Saltiga Minnow Floating 12 cm Renk Kodu: Hirame Chart
Misina: Powerline Extreme 0.25 mm
Leader: 0,35 SUPER DP XTREME FC
Kamış: Okuma Alumina 2.10
Akşam kayınbabanın sahil sitesine geldik. Kayınvalidemin ısrarlarına dayanamayıp, elinizin artığı, dışı salçalanmış haşlı kavruk şenpiliç butlarını fazla kaçırmış idim. Saati 04.15'e kurup, saat 23.00 gibi uyudum. Bizim oğlan 02.58'de uyandı ve baba bibiş dedi. Götürdüm. Tekrar yattım fakat, uyku tutmadı.
Saat üçü önce çeyredi, sonra da buçudu. Saat 03.40 gibi artık kararımı vermiş, hafif karanlıkta kaprimi aramaya başlamıştım. Hava bir sabaha karşı için fazla sıcaktı. Şimdiden dörtyol balıkçı barınağına gideyim günü serin karşılayayım diye düşündüm. Hem sabah ev halkı damatsız elini yüzünü daha bi rahat yıkardı. Hem bütün gece horladıysam ise onlara bir nevi teneffüs vermiş olacaktım
Saat 04.00'te barınağa vardım. Fakat baktım ki, oltanın ucunda hiçbir sonuç alamadığım, iskenderun körfezinde de hiçbir avcının hiçbirşey tutamadığı river2sea rover 98 G15R takılı... Onu çıkarıp daiwa saltiga minnow floating 12 cm hirame chart renk kodlu sahteyi bağlamak, sazlıkların orada karanlıkta, çakıl taşı önceden tedarik edilmiş küçük aptes filan derken benim alarm çaldı. Tam da düğümün en hassas yerinde alarmın çalışı çok gıcığıma gitti. Neyse. 04.30 gibi avlağa ulaştım. Bu nokta, daha önce 5 turna aldığım nokta. Yine turna ümidiyle topumu yeşil saha ile buluşturdum.
Atçeğim faydasızdı. On, onbeş, yirmi... Hiçbirşey vurmamıştı. Biliyordum. Meram seyahatte turna olsaydı ilk atışımda vururdu. Bundan çok eminim. Yirmi beş otuz atışta turna vurmuyorsa, kitle git... Fakat sağlıklı düşünüp, öyle yapmadım. Çünkü ilk kez bu kadar erken gelmiştim. Bu zaman dilimini ilk kez tecrübe ediyordum. Belki de balıklar yeni teşrif eder, kendime ve turnalara biraz daha şans vereyim diye düşündüm. Hem belki Allah'ın vereceği tutar, lüfer, levrek, palamut, çıplak, ne bileyim birşeyler gelebilirdi oltama.
Şu bir gerçek ki, dörtyol için konuşuyorum, turna, sabah namazı tutuluyor. Gün ışır ışımaz artık vurmayı kesiyor. Bundan çok eminim çünkü defalarca denedim. Takip oluyor en fazla. O da limit altı. Kıyıya kadar gelir fakat atlamaz. Anla ki turna bitti. Tabi yaz mevsimi için konuşuyorum. Kışın turnanın saati yok. Aralık mıydı ocak mıydı, saat sabah 09-11 arasında turna tuttum. Turgay Karaaslan ise öğlen güneş tam tepedeyken egede tutmuş ve yayınlamış malumunuz.
Dedim biraz daha atış yapayım, olmadı her zamanki gibi eve boş dönerim.
(Haa, serinlemeye gitmiştim ya kayalığa, ne serinlemesi. Öyle sakil / sıklet bir hava vardı ki. deli oldum. Artı, kayalar da sıcaktı. üzerine uzanıcan aslında sıcacık kayaların, geceyi üstünde geçiricen, ayrı.)
Saat 04.50'de, atçeklerimden birinin sona ermesine 2 ya da 3 saniye kala, bir balık vurdu sahteye ki öf. Kayaya mı takıldı dedim ? yoh. İşte turnalar geldi diye düşündüm. Herhalde takip etti, kıyıya bir kala vurdu ben de aldım. İnşallah tebliğe uygundur diye dualanırken o da ne. Bu balık oltayı dibe çöktürdü. Ben de zıddını yaptım. Yerçekimini kullandı. Ben de okuma çekimini. İnsanoğlu galip gelirken, kayaya yattı balık ki, çok sevindim bu bir levrek diye. İlk levreğim olacaktı.
Fakat o da ne, karanlıkta levrek gibi fakat özel harekatçı kıyafetli olanıydı. Hava hafif aydınlık fakat ne de olsa geceydi. Yani 30-40 metre ileri sahtemi savurunca suya düştüğünde hani plop! su çemberi olur ya hani, işte o, karanlıktan seçilmiyordu öyle söyleyeyim. Levrek tuttum farz edip kendimi avuttum. Hem levrekten ne farkı vardı ki.
arabada bi dolu poşet vardı, yanıma almadım. Tedarikli gidersem balık tutamıyorum ben. O gün adanadan her nevi balığın katili, forum üyesi, yeşil çantalı Orhan abiye de, yanındaki iki ustaya da anlattım. Beni doğruladılar. Dedim ki abi, "Mesela dedim, bir padişahın huzuruna, sadaka altın istemeye çıkacaksın. Keseni de yanında götürürsen, padişah, vereceği varsa da vermez dedim. Herif kesesini bile yanında getirmiş
http://www.youtube.com/watch?v=oh01m_KNiIw
Saat 05.50 ye kadar atçek yaptım ama tık olmadı. Eve döneyim balığı vereyim ondan sonra mertin atakaş dibi'ne gideyim dedim. orada altı yedi arası balık olursa olur diye düşündüm, çünkü şanslı günümdeydim. 06.02'de eve döndüm, balkonda balığı ve müjdeyi verebileceğim uyanık kişi yoktu. Balığı teknosa poşeti içerisinde ön koltuğun paspasına oturtup altında dünkü gazete ve 1,5 lt'lik su şişesi ile rampalanmış, suyu akmasın diye, aksa bile okunmamış kalın hürriyetin üstüne akar
Her zamanki gibi beni şaşırtmadı kıyı. bi k tutamadım. 7 gibi eve döndüm.
Ha bu arada, salı sabahı 05.30-08.30 yeniyurttan bizim enişteyle botla açılalım dedik. 6-8 kulaçta tavuk göğsü karides ile 2 kiloya yakın kılkuyruk mercan tuttuk. Küçüklü büyüklüydü tuttuklarımız. Elimizin pası silindi. Fakat enişte balığın kırmızılığına ve karnına dikkatleri çekti. Ben de karnı şiş balıklara karşı uyuzum artı akvaryum japon balıklarını yeme fikri her zaman midemi kaldırmıştır. Gölde israil çuprası var mesela, ona da uyuzum. Bu da onun deniz versiyonu mu acep ? enişte balığı japon balığına benzetti. Yiyen var mı, bu hayvanın eti lezzetli mi acaba ? Kılçığı çok mu ? Balığı birine verdik, verdiğim kişiye de ee, balık nasıldı yediniz mi diye sorma imkanım yok da...